Resim sanatı, özlem, duygu ve düşüncelerin belli estetik kurallar
çerçevesinde iki boyutlu bir düzlem üzerine yansıtılmasına dayanan sanat dalı. Resimde hacim, mekân, hareket ve ışık etkileri, resimsel öğeler aracılığıyla elde edilir; bunlar biçim, çizim, Drawing, design, graphy renk, ton farklılıkları, doku özellikleri vb'dir. Öğelerin çeşitli biçimlerde bir araya getirilmesi resmin kompozisyonunu oluşturur. Renk, ışığın değişik dalgaboylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Kompozisyon gerçek ya da gerçekdışı olay ve olguları anlatmaya, bir öyküyü betimlemeye ya da yalnızca soyut görsel imgeler yaratmaya olanak verir.

Bir çocuğun dünyasında sanatsal aktiviteler, özelliklede resim, yetişkin dünyasındaki algılanışlarından biraz daha farklı özellikler taşır. Çocuğun nesneleri ve şekilleri nasıl algıladığı yada bilişsel gelişim süreci içerisinde sanat algısının nasıl gelişip şekillendiği sorularına vereceğimiz cevaplar, aynı zamanda çocuğun kendi dünyası içerisinde varoluş biçimi hakkında da ipuçları taşımaktadır. Bu varoluşun en önemli anahtarı ise, çocukta doğuştan varolan bir hazine niteliğindeki yaratıcı düşüncenin anlaşılmasını gerektirir.


Sanatın sadece bir oyun veya eğitim aracı olmanın ötesinde bireyin geleceğinde de var olan bir unsur olarak yer alması, kişinin yaratıcı düşüncesini yetişkinlikte de sürdürmesiyle mümkün olacaktır. Sanat uygulamaları yalnızca çocuklukta ihtiyaç duyulan araçlar değildir. Sanatın her türlü şekliyle -ister bir uygulayıcı, ister bir dinleyici, izleyici, hobi sahibi v.b. olsun- yetişkin dünyasında yer alması, bireyin ruh sağlığını korumasının ve depresyonla başa çıkmasının anahtarlarından birisi olacaktır. Çocuklukta bu kadar ilgi ve istekle karşılanan sanatsal uygulamalar, yetişkin hayatta da sağ beyni uyaran faaliyetler olarak oldukça zevk alınan araçlar olabilirler. Bunun için yaratıcı düşüncenin yetişkinliğe ulaşana kadar aktif kalmasına, kaybedilmemesine ihtiyaç duyulacaktır.  



Anne babanın veya öğretmenin ev ve okul ortamı içerisinde yaratıcılığı desteklemesi, en azından sağ beyin fonksiyonlarını durdurmaktan kaçınmaya özen göstermesi mümkündür. Çocuğun yaptıklarının ve yarattıklarının kıymetli görülmesi, küçümsenmemesi, özellikle kişinin kendine ve ortaya çıkarttıklarına olan inancını yitirmeden özgün eserler vermeye devam edebilmesi için gereklidir. “Bu işe yaramaz”, “Acaba başkaları ne düşünür?” “Resim çizmekle oyalanacağına biraz matematik çalış”, “Gitar dersimi! Büyüyüp de çalgıcımı olacaksın” gibi bir yaklaşım, çocuğun içinde var olan eğilimi küçümsemesine ve derinlerde bir yerlere gömmeye çalışmasına sebep olacaktır. Pek çok yetişkin yaşları belli bir olgunluğa erdikten sonra, kendilerine iyi geleceğini derinden hissettikleri hobilere hayatlarında bir yer açma isteğini şiddetle hissetmeye başlar. Aslında aradıkları bir zamanlar bir yerde bastırılmış olan yaratıcılıklarıdır. Çünkü yaratıcılığın başlıca nedeni Rogers’ında (1959) belirttiği gibi kendini gerçekleştirme eğilimidir. Başarılı sanatçılar, çocukluk çağlarında sanat için şekillenmeye hazır beyinleri olumlu koşullarda desteklenmiş veya olumsuz koşullarda kışkırtılmış bireylerdir. Hayat boyu biriktirdiklerini sanat yoluyla yansıtabilmeleri için gerekli olan içgüdülerini, sezgilerini, duygularını, düşlerini bastırmamayı öğrenmiş olmaları, onları ilerde yaratacaklarına hazırlamaktadır.  

  
 Yaratıcı düşüncesi durdurulmadan yetiştirilmiş bir neslin yaratabileceği duyarlılık ve sanat dolu bir gelecek, belki de hemen herkesin hayalini kurduğu barış dolu toplum içinde bir anahtar niteliği taşımaktadır.
 
Fiyat ve kampanya bilgileri için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
Kurs başlama tarihleri hakkında bilgi almak lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Henüz bu kursa ait yorum bulunmamaktadır.

Henüz bu kursa ait video bulunmamaktadır.

Ankara Çankaya Kızılay

İndirimli kurslardan ücretsiz haberdar olun